nuktelivirgul:

Bizim ‘anı’larımız değil, ‘an’larımız var güzel adam.

nuktelivirgul:

Bizim ‘anı’larımız değil, ‘an’larımız var güzel adam.


Merhaba Sana Işıklı Şehir(Kısa Hikaye Denemeleri-4)

Tüm sevincinle bağırmak istersin kursağın da kalır bazı zamanlar artık öyle olur ki ağlarsın.Gözlerimden aşağıya doğru gözyaşları döküldü fark etmedim ben,o gülümsedi sildi.Sanki hiçbirşey yaşanmamış olmamış gibi omuz omuza güneşi izliyorduk.Güneşin o büyük şelalesi renk cümbüşü onun suratından fışkırıyordu.Bilemedim kırık dökük bir beyin var ortada doğru sandığım bir yaşam bir anda başka bir yaşama dönüştü gerçeklik kavramını yitirdim.Algılama gücü zayıflar bazan ne olduğunu bilemezsin uykun gelir onun kollarında uyumak istersin sadece.Ben o an ne yaptım bilmiyorum.

Sonra uyandım konuşuyordu her zaman ki ifadesiyle:

“Hep merak ettim seni,o sokağın başına kaç kere geldim bilmiyorum.Şu kepekli saçlarını kaç kere okşamak istedim ama hep tutmak zorundaydım kendimi doğru zamanı bulmak zorundaydım o yokuşu çıkmak için.Beyaz Geceler’in sonunda dediği gibi insanların hayatta mutlu olduğu anlar çok değildir bunları yaşatan insanları kaybetmek istemezsin o gider 10 kere 100 kere 1000 kere ama sen tatmışsındır bırakamazsın bırakamadın sen de ben biraz geç anladım.Ellerim ayaz da hala kuruyor sen iki ayın arasına sıkıştın kaldın (başın da ay ocak iken 3.bölüm de bir yaz gecesi oluyor)zor biliyorum travmaları atlatmak kimse için kolay olmaz.Beni tanımadın şaşırmadım bir hayal kırıklığı oldu tabii ama şaşırmadım.Gelemedim ben hep yoktan engeller var ettim gelmedim.Geceye senin sesin düşmedi hep yalanlarımın içinde savrulup durdum ben.Kaçtım hep kaçtım kendimi bir boşluğa atıp durdum göremedim karanlıkta.Aklım oyunlar oynadı sonra gurur denen şeyi çok önemsedim bazan.Öyle tepe de hissettim ki kendimi bazan öyle mutlu olduğumu sandım ki.Burun kıvırdım hep insanlara karşı yanım da bir erkek vardı hep olmaz mı hiç bırakmadılar ki peşimi.Sesini duydum bazı zamanlar işte o anlar hep merak ettim yürüdüm o yokuşun başına kadar sonra hep döndüm geri,aşamadım o önümde ki büyük dağı özür dilerim.” O anı nasıl tasvir edebilirim bilmiyorum o konuşurken hatırlamaya çalışıyordum gözlerin de bir iki göz yaşı damlası vardı gülümsüyordu,ayaklarını uzatmıştı artık,uzanmıştım bacaklarına güneş gözümü alıyordu açamıyordum,ayakkabılarının bağları yine açık değildi uzaktaki bitmemiş inşaattan işçilerin sesi geliyordu,saçları biraz ıslanmıştı terdendi galiba rümeli akmıştı birazcık siyah saçları uzuyordu arkaya doğru mavi vardı üstünde nasıl yakışırdı ona devam etti konuşmaya,”Şimdi geldim ismimi,cismimi,gururu şunu bunu herşeyi geride bırakıp geldim ama neye yarar ki.Bir olmak her zaman önemliydi bizim için sen beni tanımıyosun ama nedir bu böyle kaç zaman bekleyip aradığımı bulmuşum ama hevesim kursağım da kalmış gibi kalk hadi kalk sarıl bana !”,sarıldık ve flashlar…

Uyandım her zaman ki gibi küçük bir kahvaltı beyaz peynir,çay,pide bunlardan ibaret çay açık olanından,ofis olmuşum sanki hiç bitmeyecek bir işkence,okul da böyle değildi yaz tatili vardı hiç değilse beklenen oyunlar vardı futbol vardı şimdi herkesin kölesi biz olmuşuz.Ülkenin memuru demek herkesin kölesi demek o kadar eziyet çeken insanlara birde bürokrasiye dayanan hizmet tozlu raflar şunlar bunlar,amir azarları,insanlardan dolu küfür her gün bir tartışma,hergün aynı yemek en kötüsü de her gün aynı insanlar.Sanırım bu yüzden delirdim ben de diğer dünyalarım asıl gerçeğim bazan aşık bazan hasta…

Son mu galiba.

Anıl Boydağ/Felsefikolog


Merhaba Sana Işıklı Şehir(Kısa Hikaye Denemeleri-3)

O her zaman ki sokağın o her zaman ki loş ışığı.Söylediğine şaşırdım önce beynim de film kareleri sanki hiç uyanmamam gereken bir rüyadan uyanmışım ve hayatın gerçekliklerine alışamamışım gibiydi herşey.Uzakta çok uzakta tek bir yıldız vardı ona doğru yürümek istiyordum oraya doğru hareket ediyordum o da itiraz etmiyordu.Kızıl bir hava vardı sokak lambalarının verdiği havayla birlikte hafif te gün doğmaya yakındı tabii bir yaz gecesi.

“Hissettmiştim sokak ta eve doğru gelirken seni ilk gördüğüm anda(belki ilk görüşüm değildi) bana dair birşeylerin sende olduğunu belki de sadece saçmalıktı.” ne halde söylediğimi bilmiyorum konuşurken insanların yüzüne bakamam sadece kafam yerdeydi. “İçinde bitmez bir nefretin olduğunu anlıyorsun değil mi ve onun sebebini deli gibi merak ediyorsun koşsan rüzgarı delip geçsen rahatlıycaksın sanki ama hep seni birşey durduruyor,seni tanıyorum.” dedi.Kafamdaki duvar evet sanki biliyordu ve ben o duvarı geçemiyordum öyle güçlü ki onu aşabilen tek şey bu kadındı eskiye dair birşeyler çağrıştıran tek şey bu gizemli doğru mu olur bilmiyorum ama bu kadındı.Yüzüne baktım gülüşünü görünce ağlıyasım geldi hemen geri yıldıza döndürdüm kafamı.Beynimdeki şelale evet sanki oraya girmiş ve herşeyi biliyordu ben ise kendime yabancıydım saçlarımdaki bu nalet kepekle birlikte.Sürekli kafamı kaşımama şaşırmamıştı alışkındı.Sigarasının söndüğünü hiç görmedim güçlü ciğerleri vardı.Sonra ben konuştum:

“Neden zorunda hissetin ki kendini belki (bilmiyorum) olanları bilmemem daha iyidir belki daha mutlu olabilirim yada daha sıradan yaşayabilirim.” dedim.Kafam da bencillik dolu düşünceler belirdi o an bilmek istemedim.

“Bu basit birşey değil ben bu kadar acı çekerken(yüzüne hiç yansımıyordu) senin öyle boş boş bana bakmanı kaldıramıyorum,farklı bir dünyadan gelmiyorum bana böyle bakma suçlu bendim hep bendim hep kaçan.” dedi.Hüzünlü bir ifade yerleşti suratına sanki o ağlarsa tüm dünya ağlıyacaktı ve ben ve beynim çılgın gibiydi haykırıyordu git sarıl,ağla ama suratım bin yıllık uykudan uyanmış bir adam gibi,bir mimik ifadesi bile göstermiyordu.Sonra ne oldu bilmiyorum o yıldıza ne kadar yürüsem hep uzaklaştı bir yere geldik oturduk,ayağını biraz kendine doğru çekmişti bacakları uzundu.Oturduk bayağı bir zaman yıldız kayboldu biraz güneş göründü bitirilmemiş inşaatların arasından tek söylediği “Üşüyorum.” oldu ve omzuma uzandı(buda ilk defa olmuyordu galiba) kuşlar etrafımızda toplandı duvar yıkılıyordu beynim de ağır bir kemençe sesi…

-Sondan bir önce-

Anıl Boydağ/Felsefikolog


Merhaba Sana Işıklı Şehir(Kısa Hikaye Denemeleri-2)

Camın kenarındaydık geceyi izliyorduk.Altımızda iki rahatsız sandalye önümüzde iki fincan kahve.Her sigara alışında paketten bana da uzatıyordu bir yerden sonra rahatsızlık vermeye başladı ama hissetirmedim.

“Nereden başlıyalım.” dedi.Cam da buğular var,ocak ayı geçen kışlara göre çok daha sert,”Bilmiyorum,hiç düşünmedim aslında.” diyorum.Açıkçası ne söylediğimi ben bile bilmiyorum.

“Bu kadar kafana takmana gerek yok bu kadar sıkıntı yaratmana gerek yok,uyuyamadığının farkındayım günlerin yetmediğinin farkındayım.Ve bir çözüm yolu bulmalıyız.Ben aslında bazı şeyler düşündüm ama senin söyleyiceklerinde önemli.İstersen dışarda yürüyerek konuşalım,severim.” dedi.Ben nerden biliyor diye aklımdan geçirdim o an,nasıl olur diye.Beynimdeki şelalenin altına geçmiş yıkanıyordu sanki ve o gülüşü ile öyle bir söyleyişi vardı ki bunları sarılıp ona herşeyi anlatmak içten bile değildi.Biraz gülümsemeye çalıştım sonra:

“Olabilir konuşabiliriz ama dışarısı soğuk üstüme birşeyler almam gerekecek.” dedim.Her zaman ki yüz ifadesiyle kalktı saçları ilk defa o zaman dikkatimi çekti sonsuza giden bir çizgi gibi uzuyordu arkaya doğru.Sanki vücudunun özellikleri zamanla kendi isteğiyle gösteriyordu kendini sana.”Çabuk olmalısın.” dedi.

“Sadece sana göz atmaya geldim dedin ama çok daha fazlasını yapıyorsun neden ?”

“Nedenler ile beynimi sıkmadım hiçbir zaman herşeyin altında bir neden aramayı ne zaman bırakacaksın.Belki de bu yüzden kaybettin.”

“Nereden biliyorsun ?” üstümü giymiştim,”Soruların bittiyse çıkalım artık.”

Asansöre binmeyi sevmez imiş yürüyerek indik aşağıya,soğuk onun yüz ifadesini zerre değiştirmedi ama elleri kurudu bir anda farkettim alıp tutmak istedim ama hakim olmalıydım kendime.İçimde ona karşı bir minnetarlık vardı sanki yıllardır tanıyordum bazan olur öyle hiç algılayamazsın ama öyle olur.Ağzından şunlar döküldü sonra:

“Her zaman ki ayaz ve biz yine yürüyoruz daha önce de çok kez yürüdük belki farkında değilsin.Şuan çoğu şeyi algılıyamıyorsundur belki bilemiyorum belki bir gece çıkıp gelmemeliydim bu kadarını yapmamalıydım ama dayanamadım iyi misin ? “

Ne olduğunu anlıyamadım küçük bir böcek ezildiğindeki gibi bir hayal kırıklığı vardı içimde ve sanki unutmuş gibiydim sol elim yine uyuşmuştu karanlıkta ileriyi izliyorduk…

(4 bölümden oluşturacağım devam yani sevgilerimle)

Anıl Boydağ/Felsefikolog


Merhaba sana ışıklı şehir.
Camdan dışarı bakıyorum bana doğru yürüyor.O an hem de aynı anda sevgilisi tarafıdan terkedilmiş,dostları tarafından kazık yemiş,hayatta istediklerini alamamış başaramamış bir insan halindeyim beynim düşünmekten karma karışık…
Sonra kapıyı çaldı girdi etrafına bakmadan direk,mutfağa geçtiğinde aniden kafasını çevirdi ve:
“Merhaba” dedi o güzel gülüşü ile hayran kalmamak mümkün değildir böyle gülüşlere aslında hani sokakta yürürken bir an görürsün sonra tekrar görebilmek için bir 10 kere arkanı dönersin,
“Sen kimsin.” duygusuzlaşmış suratımla ve ağır çene hareketleri ile çıkmıştı bu sözcük ağzımdan.
“Yolda yürüyen bir kadın.” gülümsemesi hala suratında idi sanki bana inat yapıyordu bunu şikayet edemezdim “İsmimin olması şart mı ?” Bir sigarayı aldı yaktı bana uzattı kafamla hayır işareti yaptım o devam etti.
“Evi nerden buldum,niye geldim şu bu diye sorulara sürekli aklın takılıcaktır boşver kurcalama hiç.Belki bir rüyanın parçasıyım şuan uyuyorsun belki hiç yokum kurcalama.Sadece sana bir göz atmaya geldim.” arada sigarasından bir iki duman çekmeyide ihmal etmedi bunları söylerken.
Kafam karıştı ne diyeceğimi bilemedim karşımda tüm pisliğiyle güzel bir kadın oturuyor ve ben uzun zamandırda kimseyle konuşmamaktan hiçbirşey söyliyemiyorum.Sonra ağzımdan şunlar çıkıverdi işte.
“Seni tanımıyorum.” cevabı hemen verdi “Ben de seni tanımıyorum bu birşeyi değiştiriyor mu ? Tabii ki hayır şimdi ne karar vericeğiz buna bakmamız gerek bu bu boş muhabbetler sadece zaman kaybı ayrıca şu donuk suratındanda kurtulmalıyız.” Hiç kaybolmayan bir gülümsemesi vardı suratında bir yandan sigara izmaritini duvara dayanmış masaya söndürüp yere attı.
Fevri hareketleri insanı sinirlendiriyor ne kadar temizlik konusunda çok başarılı olmasam da biraz bozulmuştum izmaritin yere atılmasına.Lakin o güzel yüzü herşeyi tersine çevirmeye yetiyordu.Birlikte oturduk ve mesele hakkında konuşmaya başladık.
(Devamı ilerleyen günlerde takip edersiniz blogu hikayenin devamını da yazıcağım.)
Anıl Boydağ/Felsefikolog

Merhaba sana ışıklı şehir.

Camdan dışarı bakıyorum bana doğru yürüyor.O an hem de aynı anda sevgilisi tarafıdan terkedilmiş,dostları tarafından kazık yemiş,hayatta istediklerini alamamış başaramamış bir insan halindeyim beynim düşünmekten karma karışık…

Sonra kapıyı çaldı girdi etrafına bakmadan direk,mutfağa geçtiğinde aniden kafasını çevirdi ve:

“Merhaba” dedi o güzel gülüşü ile hayran kalmamak mümkün değildir böyle gülüşlere aslında hani sokakta yürürken bir an görürsün sonra tekrar görebilmek için bir 10 kere arkanı dönersin,

“Sen kimsin.” duygusuzlaşmış suratımla ve ağır çene hareketleri ile çıkmıştı bu sözcük ağzımdan.

“Yolda yürüyen bir kadın.” gülümsemesi hala suratında idi sanki bana inat yapıyordu bunu şikayet edemezdim “İsmimin olması şart mı ?” Bir sigarayı aldı yaktı bana uzattı kafamla hayır işareti yaptım o devam etti.

“Evi nerden buldum,niye geldim şu bu diye sorulara sürekli aklın takılıcaktır boşver kurcalama hiç.Belki bir rüyanın parçasıyım şuan uyuyorsun belki hiç yokum kurcalama.Sadece sana bir göz atmaya geldim.” arada sigarasından bir iki duman çekmeyide ihmal etmedi bunları söylerken.

Kafam karıştı ne diyeceğimi bilemedim karşımda tüm pisliğiyle güzel bir kadın oturuyor ve ben uzun zamandırda kimseyle konuşmamaktan hiçbirşey söyliyemiyorum.Sonra ağzımdan şunlar çıkıverdi işte.

“Seni tanımıyorum.” cevabı hemen verdi “Ben de seni tanımıyorum bu birşeyi değiştiriyor mu ? Tabii ki hayır şimdi ne karar vericeğiz buna bakmamız gerek bu bu boş muhabbetler sadece zaman kaybı ayrıca şu donuk suratındanda kurtulmalıyız.” Hiç kaybolmayan bir gülümsemesi vardı suratında bir yandan sigara izmaritini duvara dayanmış masaya söndürüp yere attı.

Fevri hareketleri insanı sinirlendiriyor ne kadar temizlik konusunda çok başarılı olmasam da biraz bozulmuştum izmaritin yere atılmasına.Lakin o güzel yüzü herşeyi tersine çevirmeye yetiyordu.Birlikte oturduk ve mesele hakkında konuşmaya başladık.

(Devamı ilerleyen günlerde takip edersiniz blogu hikayenin devamını da yazıcağım.)

Anıl Boydağ/Felsefikolog


smyrna-izmir:

Oysa biraz olmalı kanında, Hayat kadınlığı…Aşk bu ya;Belki de ben bulmalıyım kadınlığındaki hayatı…Ki, Ne yaşıyorsak yarı yarıya…

smyrna-izmir:

Oysa biraz olmalı kanında, Hayat kadınlığı…Aşk bu ya;Belki de ben bulmalıyım kadınlığındaki hayatı…
Ki,
Ne yaşıyorsak yarı yarıya…


Avuç Avuç

Merhaba.

Sesim,gecenin nefesine bir ışık olurdu sen beni dinlerdin o ışığı tek gören sendin.Ben sende buldum herşeyi bazı zamanlar,beni dinleyip usuldan gülüşlerin hani bitirirdi beni öldürürdü.Hergün otobüsle 1 yıl sonra sarıldığımız yerden geçiyorum ve inan kolay değil zor tutar insan bazan kendini çaresizim.

İnsanın hüngür hüngür ağlıyası gelir tutar hep.Ben çocukluğumu sana anlattım.Birkaç şiir bir fotoğraf,at onları da gitsin bir parçam kalmasın.Hergün evin camında dışarı baktığımda sana sarıldığım yeri görüyorum kolay değil bazan ölesi gelir insanın.Hele ki bir intihar melodisi olur arkada ama tutarsın kendini sıkı sıkıya tutunursun hayata.Çekip gidesin gelir kalırsın bağımlısın.”Kara iyi misin ?” diye sorarım her yatağıma girdiğimde cevap yok sonraa sadece beynimdeki gerçekliğinle konuşurum ne faydası var ki sadece biraz rahatlamak biraz.

Benim beynime bir sen dokundun.Bir seni hissettim.O kadar zaman sonra dudakların dudaklarıma değdiğinde çınar ağacı gibiydim.Hergün okuldan gelip senin yüzünü görmeyi beklemek güzeldi doğrusu bitti.Sana anlatmak güzeldi doğrusu oda bitti.Doğrularımla yaşarken senin yalanlarından arta kalanlarla yaşamk sonun başlangıcıydı herhalde.İnsan bekler bazısı gelir bazısı gelmez geri,sen geldin ama sadece o yarayı deştin gittin.Haa nasılsın kara iyi misin ?


Efsane Olmak

lavittoriasaranostra:

“Hep efsane olmaktan bahsedilir ya…
Efsane, yıllar aşıp yüzyıl öteye geçebilmektir.
Bir çocuktur sizi o yıllar öncesine götüren
ya da efsaneleştiren.
Biz nasıl Baba Hakkı’yı merak edip, onu araştırıp, neredeyse ellerimizle dokunduysak, yıllar sonra bir çocuğun bizi aklına düşürüp araştırmasıdır.
Biz, o efsane içinde olan şanslı insanlarız.
Yoksa efsane olmak ne haddimize.
Tek efsane vardır o da Beşiktaş’tır….”


sarı fırtına
METİN TEKİN


her insan yenilir,kaybeder
ah be kara bu sefer fazla olmadı mı ?
-Evin içinde ayak sesleri-
gerektiği kadar yalan olmadı mı ?
tuzlu gözyaşının döküldüğü yetmedi mi ?

cevabı olmayan sorular,yaşanmış geceler
ağızdan çıkmış kelimeler,anladım artık dikkatliyim
-Aptal politikacı zırvaları-
dört duvar kendi dünyamda tecritteyim
hiç görmedin  mi ?

anlamsız ve cevapsız sorular sorarbir karşılık beklerim biraz dürüstlük
-Bağırıyorlar hem de çok başım,boynum-
yalanların ile sıralanmış hayatım da
ve gerçekten sıkıldım

bundan önce tüm yazdıklarım
tüm öldüğüm anlar
-Sabahın körü daha fazla dayanamıyacağım-
içimdeki benliğinle konuştuğum zamanlar
iç huzurumdun
ama anladın mı ?
Anıl Boydağ/Felsefikolog

her insan yenilir,kaybeder

ah be kara bu sefer fazla olmadı mı ?

-Evin içinde ayak sesleri-

gerektiği kadar yalan olmadı mı ?

tuzlu gözyaşının döküldüğü yetmedi mi ?

cevabı olmayan sorular,yaşanmış geceler

ağızdan çıkmış kelimeler,anladım artık dikkatliyim

-Aptal politikacı zırvaları-

dört duvar kendi dünyamda tecritteyim

hiç görmedin  mi ?

anlamsız ve cevapsız sorular sorarbir karşılık beklerim biraz dürüstlük

-Bağırıyorlar hem de çok başım,boynum-

yalanların ile sıralanmış hayatım da

ve gerçekten sıkıldım

bundan önce tüm yazdıklarım

tüm öldüğüm anlar

-Sabahın körü daha fazla dayanamıyacağım-

içimdeki benliğinle konuştuğum zamanlar

iç huzurumdun

ama anladın mı ?

Anıl Boydağ/Felsefikolog


smyrna-izmir:

ben aşığım ben aşığım değmeyin dostlar
bugün benim için ötsün kuşlar
ne olur bugün benim için essin rüzgar
otobüslere bugün bilet atmayın parasız götürsün dolmuşlar
bugün,bugün pazar şiirini benim için yazmış olmalı nazım
mutlaka benim için yazmış olmalı
çiçekler benim için açsın,yağmur benim için yağsın
ben aşığım…

ben aşığım değmeyin dostlar
bugünde benim için akmasın trafik
benim için ağlamasın hiçbir çocuk
günü geldi ama ödemiycem kiramı
borçlarımı ödemiycem
bu gün ne olduysa oldu seni sevdiğimi anladım
istanbul bile güzel gözüktü gözüme,bizim gözüktü
bir türkü tutturdum gevheriden onu bile güldürdüm halime